“İşkenceyi gördüler, göz yumdular”

Balıkesir Kepsut L Tipi Cezaevi’nde kalan Ulaş Yurdakul’un diğer mahkumlar tarafından dövülerek öldürülmesine ilişkin 11 gardiyana verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar kaldırıldı. Kararda, Yurdakul’un şiddet gördüğü gardiyanlar tarafından bilinip görülmesine, vücudundaki eski ve yeni onlarca darp izinin olmasına, dayağın kameraya yansımasına rağmen göz yumulduğu belirtildi.

Ulaş Yurdakul’un 31 Aralık’ı 1 Ocak 2017’ye bağlayan gece cezaevinde diğer mahkumlarca dövülerek öldürülmesine ilişkin haberlerde, işkenceye rağmen gardiyanlar hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği açıklanmıştı. Balıkesir 2. Sulh Ceza Hakimliği haberin çıktığı gün bu kararı kaldırdı.

Hürriyet’ten İsmail Saymaz’ın haberine göre, kararda; tanıkların ifadelerine göre Yurdakul’un kendini savunamayacak halde olduğu, diğer hükümlüler tarafından dövüldüğünün gardiyanlar tarafından bilindiği ve görüldüğü vurgulandı. Otopsi raporuna göre Yurdakul’un vücudunda eski ve yeni onlarca farklı darp izinin olduğu, bir kısmının vücudunun görünen noktalarında bulunduğu anlatıldı. Gardiyanlarca yapılan sayımda yaralanmaların gözardı edildiği, adının söylenmesi üzerine Yurdakul’un ses vermesiyle yetinildiği ifade edildi. Kararda, “Kamera görüntülerine yansıyan darp olayları olmasına rağmen olayın yeterince üzerine düşülmeyerek, Ulaş’ın ölümüne kadar varan şiddete maruz kalmasına göz yumulduğu” belirtildi. Kararda şöyle devam edildi: “Yalnızca hükümlü ve tutukluları barındırmak ve kaçmalarını önlemek değil, onların bedensel ve ruhsal bütünlüklerini korumakla da yükümlü olan şüphelilerin bu görevlerini yeterince yerine getirmedikleri, bu haliyle ihmal göstermek suretiyle kişilerin mağduriyetine sebebiyet verdikleri...”

Mektup delil olarak gösterildi

Bu arada, Yurdakul Ailesi’nin avukatı Hakan Günaslan tarafından savcılığa verilen dilekçede, bugüne kadar ifadesi bile alınmayan Başgardiyan M.B. ve Doktor B.B.’nin de soruşturulmasını istedi. Bu talebine dayanarak olarak, aynı cezaevinde uzun süredir kalan Bülent Kocaman’ın savcılığa gönderdiği mektubu gösterdi. Kocaman, mektupta, Başgardiyan M.B.’nin kurumun tüm işlerinden sorumlu olduğu ve ‘idare koğuşu’ adlı koğuşların oluşturulmasını emrettiğini iddia ederek, şunları yazdı:

“Başlarına Baydoğdu’nun sözünü dinleyen Nihat Şen getirildi. Nihat ilk önce etrafına 5-6 kişilik grup oluşturarak koğuşa baskı uygulamaya başladı. Baydoğdu tarafından diğer koğuşlarda sorun çıkaran mahkumlar, C3 koğuşuna verildi ve ilgilenilmesi söylendi. Bu mahkumlar Nihat Şen ve Serkan Evran tarafından dövülerek yatırıldı, koğuştan gitmek istese Baydoğdu koğuştan almadı. Yurdakul da bu şekilde verildi. Geldiği günden öldüğü güne kadar Şen ve Evran tarafından yapılmak üzere dövülüp darp edildi. Rahatsız olup anlatan mahkumlar Baydoğdu tarafından görmezden gelindi.”

Yurdakul’u tedavi ettikten sonra morluk ve şişliklere rağmen koğuşa gönderen Doktoru B.B.’ye de işlem yapılması talep edildi.

Balıkesir Devlet Hastanesi’nde 26 Nisan 2016’daki muayenede sorulara uygunsuz yanıt verdiği, dikkatinin dağınık olduğu gerekçesiyle Manisa Ruh Sağlığı Hastalıkları Hastanesi’ne sevkinin istendiği belirtilerek, Yurdakul’u göndermeyenlere soruşturma açılması istendi. Aynı şekilde, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu’nun mütalaasında yüksek güvenlikli sağlık kuruluşunda tedavi altına alınmasının uygun olduğu belirtilmesine rağmen bu cezaevinde tutulduğu anlatıldı. Yurdakul’u cezaevinde tutanların da soruşturulma kapsamına alınması vurgulandı.