Diyarbakır'da Ömer Önen'in akıbeti soruldu

Kayıp eyleminin 466. haftasında, 1994'te Diyarbakır Çınar'da kaybedilen Ömer Önen'in akıbeti soruldu.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları tarafından, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” şiarıyla gerçekleştirilen eylemin 466.’sı dernek binasında yapıldı.  

Eylemde konuşan İHD Diyarbakır Şube Sekreteri Abdulselam İnceören, koşullar ne olursa olsun “adalet” arayışlarını sürdüreceklerini, kayıpların akıbetini soracaklarını ifade ederek “Acıların sarılması ve adaletin sağlanması için demokrasi, insan hakları ve adaletle çözülebilir. Bunların sağlanması için OHAL kalkmalıdır” dedi.

İnceören'in ardından 1994’te,Diyarbakır’ın Çınar ilçesi Aktepe köyünde kaybedilen Ömer Önen’in eşi Nazire Baran konuştu. Baran konuşmasında şunları söyledi: “Yarın eşimin ölüm yıl dönümü. 1994’te gece saat 04.00 sıralarında hayvanları çıkarmak için çıktı ve bir daha gelmedi. Başvurmadığımız adli merci kalmadı, kendi bireysel arayışlarımız da buna dahil her yere sorduk ama sonuç almadık. Eşim 4 çocuk babasıydı ve devletin silahlandırdığı Hizbullah ve JİTEM tarafından katledildi. Devlet, yıllarca faili meçhul cenazeleri bulmadı, mezarı olanların ise mezarlıklarına tahammül etmedi. Devlet bize bir mezarı bile layık görmedi. Bu zulmü unutmayacağız. Biz unutursak çocuklarımız, çocuklarımız unutursa torunlarımız unutmayacak. Bu mücadelemiz hiç bitmeyecek.”

Son olarak söz alan İHD Kayıp Komisyonu üyesi Avukat Hasan Yalçın, 2005 yılında evinde uyuduğu sırada askerler tarafından öldürülen Abdulrezzak Erdoğan’ın katledilişini anlattı.

Şemdinli’de 9 Kasım 2005’te Umut Kitabevi’ne el bombası atarken suçüstü yakalanan Astsubay Ali Kaya’nın yöreye ait yerel kıyafetleri giyerek köylüleri takibe aldığını belirten Yalçın, Erdoğan ailesi tarafından kaleme alınan notu aktardı:

“Olaydan kısa bir süre önce birkaç kez evimizin duvarının dibine bomba attılar. Bunu birkaç kez yapınca kendileri köy korucularını evimize gönderiyorlardı. Bize gelip soruyorlardı ‘Ölen var mı, bir hasar var mı?’ diye. Sürekli evimizin etrafına geliyordu. Birçok kez evimizin etrafında ayak izlerini tespit ettik. Evimiz tek katlıydı, evin penceresi yüksek değildi. Kardeşimi evin içinde katlettiler. Ali Kaya adlı astsubay gece askeri birlikte kalıyordu. Gündüz yerel kıyafetlerle köydeki camiye girip çıkıyordu. Köyde rahat geziyordu. Kardeşim öldürüldükten sonra evimizi telefonla arayıp eğer davacı olursanız davayı alanı da aynı akıbete uğratacağız deyip bizi sürekli tehdit ediyorlardı. Bu nedenle davacı olmadık, köyde herkes bu olaya tanıktır.”

Açıklama 5 dakikalık oturma eylemiyle bitirildi.